Biraz da Basket Konuşalım

11 Şubat 2012 Kategori: Basketbol, Galatasaray, Genel, Manşet
B_adea524fca7bbf148d3d23323544a8e1

Hep futbol da bir yere kadar, biraz da basketboldan bahsedelim. Söz konusu Galatasaray’ın ilk senesi olmasına rağmen Euroleague’de gösterdiği tabiri yerindeyse efsanevi başarı. Hiç kimse onlardan bunu beklemiyordu, ama onlar buna inandı, onlar yapabilecekleri şeyleri göstermeye başladıktan sonra taraftar da inanmaya başladı. Ve bu günlere geldik.

Basketbol takımının bu sezon bu kadar popüler olması, belki Galatasaray’ın futbol takımının geçen sene yaşadığı iğrenç sezonun bir etkisidir, bunu hiçbir şekilde kanıtlayamam, kanıtlayamayız. Ama emin olduğum bir gerçek var, eğer geçtiğimiz sezonun en ufak bir etkisi bile varsa, iyi ki olmuş. Geçen sene üzüntüden yıpranan sinirlerimiz, bu sene sevinçten yıpranıyor, üstelik sadece tek bir branşta değil, olabildiğince her branşta. Bir taraftar için bundan daha muhteşem bir şey olamaz.

Basketbolla hiç ilgilenmedim, bir maçı açıp “hadi bunu yorumla” deseniz yapamam. Genele bakarım, “iyi oynamışlar” ya da “bu ne be?” diyebilirim, ötesine gidemem. Ama açıkça itiraf etmeliyim ki, bu sene gözlerin yavaş yavaş futbol takımına olduğu kadar basket takımına da çevrilmesi, basketbolla hiç alakası olmayan bir insanı bile cezbediyor ve salonun geçen seneki ve bu seneki doluluklarını kıyaslarsak, cezbetmiş.

Tribünlerde yer alan taraftarın çoğunluğu aslen futbol izleyicisi, ama bunun muhteşem bir pozitif etkisi var; “sahayı etki altına almak, rakibe psikolojik baskı yapmak” Sonucunda da böylesine ateşli bir taraftarı evine üzgün göndermemek için elinden geleni yapan basketbolcularınız oluyor.

Dün, kimse Galatasaray’dan CSKA’yı yenmesini beklemiyordu, çoğu taraftar da inanmıyordu buna. Televizyonlarda olsun, sosyal medyada yapılan olsun çoğu yorumlar da bu yöndeydi. Ama dün gece, muhteşem bir şey oldu, hiç bir şartta susmayan taraftarının da desteğini arkasına alıp, CSKA’nın karşısında başını eğmeden duran bir Galatasaray izledik. Ve hafta içinde yapılan tüm yorumlar, bu takım karşısında unutuldu, geriye sadece Euroleague spikerinin hayran olmuş bir şekilde “Excellent” demesi kaldı, bunun üzerine de bir şey diyemeyiz.

Son olarak değinmem gereken tek nokta, Oktay Mahmuti. Küme düşme potasından aldığı takıma, öncelikli olarak bir karakter kazandırdı, rakiplere karşı bir duruş göstermesini sağladı. 2 yıla yakın, kısa gibi görülen bir sürede takım, Euroleague’nin kesin favorisini yenecek duruma geldi. Bunun için kendisine ne kadar teşekkür etsek az.

 

FaceBook ile paylaş... Friendfeed ile paylaş... Twitter ile paylaş

Benzer Yazılar

Şebnem Başaran

Okulda aldığı düşük notların sebebini " ama hocam maç vardı :( " diye açıklayan Şebnem, babası sayesinde futbolla ilgilenmeye başlayan ve şuanda günlük planlarını bile maç saatlerine göre ayarlayan Türkiye'de Galatasaraylı, uluslararası olarak Barcel... devamı »

Bir Cevap Yazın