Tota olmadan, Galatasaray ile yapılan ilk derbiydi bu. “İstenmeyen olaylar” yaşanmadı, saha içinde. Saha dışında mı? Orada kimin ne istediği belli değil zaten. Biz Türkler öyle bilgiliyiz ki! Her konuda…
Maç için söyleyecek kelime bulmakta zorlanıyorum. O kadar güzeldi ki. Hiç bir maçtan önce, “yedik sizi bu akşam” tarzı konuşmalar yapmam, bu rakibe saygıdır, hiç bir şekilde küçümsemem. Ve belki…
Yarın büyük gün, birçoğumuz için. Derbi var. “Dünyanın gözü” üzerimizde değil elbet, büyütmeyelim. Homojen bir El Clasico belki, ama sözcük manası tam olarak bu da değil. “Ezeli rakip ebedi dost”…
Sevgi eylem gerektirir, çoğu zaman. Öyle vurdulu kırdılı, gaz bombalı eylemlerden bahsetmiyorum elbette. Üstünde forma, yüzünde gurur ve kalbinde inanç olacak evvela. Gerisi zaten gelir. Nasıl mı? Bir gol sevincinin hemen…
Bu maç, bu yazının gidişatını o kadar çok değiştirdi ki. İkinci yarının ilk dakikalarında farklı, ilk golü yedikten sonra, 2. gölünde gelişiyle ve son olarak Quareama’nın maçı bitiren golüyle, kafamda…