Maç Değil Aksiyon Filmi
01 Aralık 2010 Kategori: Futbol, Manşet
Futbol tarihinin 209. El Clasico’su yaşattığı heyecan dışında enerjisi, kalitesi, kıskandıran hızı ve aksiyon sahneleriyle bir futbol maçından ziyade tam bir Hollywood prodüksiyonuydu. Yönetmenliğini Josep Guardiola’nın üstlendiği filmin başrollerini Lionel Messi, Xavi Hernandez ve David Villa’nın paylaştığı aksiyon filminde bir de yardımcı yönetmen Jose Mourinho ve yardımcı oyuncu Cristiano Ronaldo yer aldı.
Enterasan istatistiklerin yaşandığı El Clasico’da Messi’nin akrobatik hareketlerine şahit olduğumuz kareler, goller, paslar, driplingler, tartışmalar, kavgalar ve muhteşem Barselona tribünleriyle coşkulu bir filmdi. İzlerken Messi’yi yakalamakta zorlandığımız, Xavi’nin inanılmaz performansıyla başarılı paslarını izlediğimiz, (110 isabetli pası ile La Liga’da bir rekor) David Villa’nın golleri ve Barselona takımının Mourinho’ya olan hırsı maçın atmosferini farklılaştırdı. Hiçbir aksiyon filminden alınamayacak olan bu zevkli oyun içinde tek olumsuz şey Real Madrid’in inanılmaz kötü oyunuydu. Madrid takımında futbolcuların sadece adı vardı sahada, cılız çıkışlar ile varlık bile gösteremediler. İnanamayan gözlerle izlediğim Madrid takımı maçın ilk yarısında sadece Ronaldo’nun hırslı olduğu gözlendi. La Liga’da maçlarında dikkatle izlediğim Mesut Özil’in konsantrasyonu iyi değildi ve varlık gösteremedi. Sadece Mesut değil, en azından bu kadar kötü bir oyun beklemediğimiz Real Madridli futbolcular sadece gergin geçen dakikalarda ön plana çıkabildi. Futbolcuların tartışmalarına alıştığımız maçta, Ronaldo’nun Barselona teknik direktörü Guardiola’yı yakışıksız bir şekilde itmesi pek de alışık olmadığımız bir kareydi. Söz konusu Ronaldo olunca bu bizleri şaşırtmazken her ne kadar dünyanın en pahalı futbolcusu da olsa insan olarak kalitesinin ne olduğu gösteriyordu. Messi’yi tekmeleyen ve Puyol’a tokat atan Sergio Ramos, yenilgiyi hazmedemeyeceğini sert bir şekilde gösterdi.
Nou Camp stadındaki Barselona taraftarları, başlama vuruşu yapılmadan önce marşlarıyla, bordo – mavi renk şöleniyle, tezahüratlarıyla tüm maç boyunca takımını coşturdu ve Barselonalı futbolcuları etkileyen güç oldu. Tribünler sadece kendi futbolcularını desteklemekle kalmadı ayrıca Madridli futbolcular ve teknik adam Mourinho’nun da moralini bozarak maça damgalarını vurdular.
Maçın asıl kahramanı olması beklenen Mourinho maç sonrası şaşkın yüzüyle dikkat çekerken, 5 – 0 yenilmenin verdiği şokla ilk defa bir teknik adama yakışır sözlerle maçı yorumlayabildi. Tribünlerin “Tiyatroya git” tezahüratlarını sürekli duymak zorunda kalan Mourinho’nun imalı sözleri, çok sevilmeyen mimikleri ve showmen hali gitmiş, hazin sonucu kabul etmek zorunda kalan bir teknik adam vardı. Guardiola ise her zaman ki gibi kalitesine, klasına ve bey efendiliğine yakışan duruşu ve alçak gönüllü yorumlarıyla taraftarların ve futbol severlerin haklı olarak bir kez daha sempatisini kazandı.
Bir çoğumuzun kıskanarak izlediği bu maç, hafızalardan kolay kolay çıkmayacağını kanıtladı. Aslında süper lig futbolcularına ve geleceğin futbol adayı gençlerine bu maç bir ders olarak gösterilmeli. Hele Messi ayrı bir keyz olarak işlenmeli ve ne öğrendiniz diye sorulmalıdır.
El Clasico bir maçtan ziyade tam bir aksiyon filmi, Barselona mükemmel bir dizi ve Messi de tam bir Action Man. Söylenecek pek de fazla bir şey yok, Pazartesi gecesi harika bir İspanyol filmi izledik.
Benzer Yazılar

Çocukken İstanbul bölgesinden amatör kümede hakemlik yapan babam toplantılarını evde yapardı. Sart kart, kırmızı kart, ofsayt ve teknik konular daha okuma yazma öğrenmeden hayatıma girdi. Sonrasında profesyonel iş hayatım sayesinde hem Türkiye’nin dö... devamı »







Öncelikle yorumunuzu gerçekten beğendim ama messi den başka yıldızlarda vardı sahada onları neden yazmamışsınız anlamadım.mesela xavi,vılla…bunlarıda gözardı edemeyiz.Gerçek bi futbol dersi veren barcelona gerçekten dünyanın en iyisi…